Anasayfa
 MTBTR'de Bugün 
 Fotoğraflar 
2014 Bisiklet Katalogu
   
 
 Kurallar   IK   Biz Kimiz   İletişim ve Yardım   Hoş Geldin, üye girişi yapın Üye Girişi
 
24 . Ekim . 2017  
Aydın A. Güney & Pınar A. Avşar'la TUR Üzerine
TUR'un Arkasındaki Ekip

Aydın A. Güney & Pınar A. Avşar'la TUR Üzerine

Yazar: Alptekin Başkır
13.5.2015

Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu sırasında yükün çoğunluğunu vitrinde fazla olmayan bir ekip çekiyor. Bu ekibin başında A’dan Z’ye TUR’un herşeyini bilen organizasyon direktörü Aydın Ayhan Güney ve Güney’in “ne yaptığını bilmediğim tek kişi” diyecek kadar güvendiği proje koordinatörü Pınar Arpınar Avşar var. TUR’un son etabından sonra Istanbul'da otelde yakalayabildiğimiz ikiliye bodoslamadan “TUR nasıl yapılıyor?” diye sorduk, ortaya çok değerli bilgiler içeren, uzun bir sohbet çıktı.

TUR nasıl yapılıyor?

Normalde turlar 10 ay öncesinden başlar. Bunun bir hazırlık süreci var. Senede birlik her organizasyon aynıdır. Bizde lojistik olarak biraz daha zor, çünkü takımlar araçsız geldiği için bizim bir de onların seyahatlerini koordine etmemiz lazım. Avrupa 'da bütün malzemeleriyle birlikte araçlarına binip gidiyor sporcular ve takım.

Peki takımlar araçlarıyla Türkiye'ye neden gelmiyorlar, Avrupa çok uzak değil?

Bunun iki sebebi var. Birincisi aslında uzak, 4 gün sürüyor bazı takımlara göre ama diğer taraftan bize gelen takımlar 3 ayrı yarışta yarışıyorlar. Zaten bir takım Liége'de, Hamburg vardı iptal olan, Romandie var, Yorkshire çıktı. Bir de bize (Tour of Turkey) ekipmanları yetmiyor. Aslında bizim yarışa bu kadar rahat gelmelerinin nedenlerinden birisi de bu, lojistik alt yapıyı oluşturduğumuz için. Verdiğimiz hizmet de çok iyi. İki tane araç veriyoruz. Kendi ihtiyacı olan arabaları veriyoruz. Transferler kısa. Malzeme taşıdıkları minibüsleri var. 4 tane araç veriyoruz her takıma.

Bir de başlarına takımdan sorumlu rehber veriyorsunuz değil mi?

Kendi dillerinde mümkünse, İngilizce konuşan, ya da Rusça, Almanca neyse bir rehber veriyoruz. Bu rehberin onlara her konuda yardım etmek, ihtiyaçlarını gidermek, irtibatı sağlamak, şoförleri yönlendirmek, yakıtlarının alınmasını sağlamak gibi görevleri var. Biz bu alt yapıyı hazırladık, hatta "branding" leri yapılıyor bütün araçlara kendi takımlarının. Tabi bunlar hoşlarına gidiyor.

Aydın Ayhan Güney
Aydın Ayhan Güney
Büyük boyut için tıkla!

TUR nasıl yapılıyor?

Bizde TUR biraz zor. Ama en büyük zorluğu zaman. Biz bu seneki turu 2,5 ayda hazırlandık. 2,5 ay önce onaylandı bizim görevimiz. 2,5 ayda bu hale getirebiliyoruz ama bunun en büyük sebebi geçmişte edindiğimiz tecrübeler ve hazır olmamız. Bizim en büyük sıkıntımız daha iyisini daha detaylısını yapabiliriz. Ön görüşmeler, röportajlar, halk röportajları.

Mesela benim en çok kuverlerin üzerinde o günkü etabın bilgisi yazması dikkatimi çekmişti. Aslında o kadar küçük bir detay ki o.

İşte o kadar çok ki öyle detaylar.

Yani sadece oradaki 1 saat için o kuver tasarlanmış, basılmış, o gün orada koyulmuş, müthişti.

Kesinlikle.

Kaç kişi farkına vardı, bilemiyorum ama.

Bu sene farklı bir sistem kullanıyoruz. Bu gibi detaylar zamanınız olduğu zaman yapılacak işler. Yaptığımız zaman da detaylar güzelleştiriyor işi. Zaten her zaman biz yetkililere de aynı şeyi söylüyoruz. Bunun için fazladan bir bütçeye ihtiyacımız yok, bu tur için fazladan bir ekibe ihtiyacımız yok, bu turun tek ihtiyacı zaman. Zaman olursa çok daha rahat ederiz.

Şimdi "TUR nasıl yapılıyor"a dönecek olursak aslında bizim ön hazırlıklarımız devam ediyor. İlişkiler önemli olan, yıl boyunca yarışlarda toplantılarda... Çünkü böyle bir organizasyonun olmazsa olmazı sporcular ve takımlar. 50 milyon Euro da harcasanız takım olmazsa yarış da olmaz. Takımlarla olan ilişkileri de bir yıl boyunca sıcak tutmak gerekiyor. Şimdi herkes çok güzel şeyler söylüyor ama bu turdan sonra bu insanlar diğer turun heyecanıyla bu turu unutur. Özellikle biz bunu hep hatırlatıyoruz.

Mesela Giro'ya gidiyoruz, Fransa Turu sunumuna gidiyoruz. Bütün takım yöneticilerinden randevu alıyoruz görüşmek için. Çok kolay da olmuyor. Ama takım yöneticilerin olduğu yerlerde (yarışlarda, organizasyonlarda) bulunuyoruz ki ilişkileri devam ettirelim. Bir sonraki yılın sözlerini almaya çalışıyoruz.

Pınar Arpınar Avşar ve Aydın Ayhan Güney
Pınar Arpınar Avşar ve Aydın Ayhan Güney
Büyük boyut için tıkla!

Takım ve sporcu davet ederken şöyle bir denge var mı? Böyle bir sporcu geliyorsa, denklemek için şunu da davet edelim ki güzel bir yarış olsun?

Kesinlikle! Bu sene Mark Cavendish'in gelmesi bize bir ihtiyaç doğurdu. Çünkü tek başına geldiği zaman bu kadar büyük bir sprinter, pek rakibi olmuyor. Gerçi diğer sporcular da çok güçlü ama hiç birisi Cavendish değil. Cavendish çok hırslı bir çocuk. Onun için arıyoruz, André Greipel'i arıyoruz, Marcel Kittel'i arıyoruz. Greipel ve Theo Bos gelmek istemedi ilk önce. Takım yöneticileriyle görüşerek ikna ettik. Bir kaç tane güçlü sprinter geldiği zaman, biraz daha rengi değişiyor. Etapların bir çoğu sprint olduğu için. Bizim tırmanış etaplarımız zaten geleceğin yıldızlarını çıkartan etaplar. Yani bir Adam Yates'i çıkartan, Natnael Berhane'yi çıkartan...

Rebellin'de öyle olmadı ama? (gülüşmeler)

Rebellin'de öyle değil ama genel klasman da genç bir çocuk aldı. Yani bu çocukların parladığı yerler. O yüzden genç genel klasmancılar, genç sprinterler seviyor bu yarışı, fırsat doğuyor onlara.

Cavendish'le konuştuğumuzda söylediği gibi bizim yarışımızın yoğunlaştığımız noktası sporcu. Sponsor ya da medya kaygısıyla girmiyoruz işe. Avrupa'daki yarışlarda her şey medya ve sponsor için düzenleniyor. Sporcular çok zorlanıyorlar, ikinci planda kalıyorlar. Çok kötü şartlarda kalıyorlar, çok kötü yarışlara gidiyorlar. 4-5, hatta 7 saat transferle gidiyorlar. Bizim sporcuya verdiğimiz önemi çok iyi hissediyorlar. En genç sporcu dahi kendisini Türkiye'de bir yıldız olarak görüyor. Bu sebeple hoşlarına gidiyor.

Organizasyona dönersek, bizim işi almamız ve takımların çağrılmasıyla ön hazırlıklara başlıyoruz. Bir taraftan tasarımlar başlıyor, bir taraftan ekiplerin toplanması, gönüllülerin aranması, bulunması, hizmet eden diğer firmalarla anlaşmalar, parkurların çıkarılması - parkurlara 4-5 defa gidiyoruz - geçtiğimiz parkur dahi olsa gidiyoruz. Bu parkurların yükseklik grafikleri, GPS'leri, geçiş noktaları, bu işler için ayrı ayrı ekipler gidiyor. Önce biz gidiyoruz. Sonra yol ekibi gidiyor. Parkurları geçiyor. Daha sonra başlama ve bitiş çizgileri kurulum ekiplerimiz gidiyor. Bilgi dosyalarını hazırlayan ekipler gidiyor. Öncü ekiplerimiz var, yerel yönetimler var, onlar gidiyor ve en son bizler toplantılara gidiyoruz. Bu yarıştan önce bir haftayı falan buluyor.

Parkur hazırlanması herhalde daha önceden gerçekleşiyor?

Kafamızda evet.

Parkurun oluşumu yarışın başlangıcından kaç gün önce oluyor?

Hemen, işe başladığımızda ilk parkura gidiyoruz. Sonra bir alternatif çıkarıp federasyonla görüşüyoruz. Federasyonun da talep ettiği parkurlar oluyor.

Aslında bu sene bizim 8 etabın altısı değişti. Seyredenler başlangıç ve bitiş noktasına bakıyor. Bu noktalar hep aynı ama Elmalı’ya bu sene 3. yoldan gidiyoruz, yani 3 ayrı yoldan gittik şimdiye kadar. Örneğin Kuşadası Selçuk bölgesi, İzmir. Bakıyorsunuz başlama - bitiş çizgisi aynı ama parkur tamamen değişik. Denizli - Selçuk'ta yeni parkurlar. Hatta Antalya parkurunda değişiklik vardı. Alanya ve Fethiye - Marmaris aynıydı.

Bir de şöyle birşey oluyor. Alanya'dan başlayıp İstanbul'da biten bir yarışta çok da fazla alternatifiniz olmuyor zaten. Yeni yerleri gitmeyi biz de istiyoruz ama böyle bir düzen var.

Aydın Ayhan Güney
Aydın Ayhan Güney
Büyük boyut için tıkla!

TUR'un İstanbul'da bitmesi zorunlu mu?

Değil. İstanbul lojistik açıdan bize hem zor hem kolay. (İstanbul'daki) Takımlar yarın sabah erkenden çıkıp 5 dakikaya havalimanına gidecek. Başka bir yerde bitirsek, Antalya gibi transferler biraz daha zor olur ama İstanbul ya da Antalya şart değil. Bu yarış her yerde yapılabilir. Yeterki bu düzeni kuralım.

Peki TUR'un İstanbul'da bitmesinin medyanın ilgisi açısından bir önemi var mı? Geçen sene MTBTR'de TUR bittikten sonra ilk 7 etapta etap başına ne kadar yayın çıkmış, etap başına ne kadar yer kaplamış medyada!

Şimdi İstanbul bisikletle ilgili iyi çalışması olmayan dev bir metropol. Her şeyiyle zor. Bütçemizin %20'si İstanbul'a gidiyor. Emek, buraya gidiyor. Yolları kapatmak çok zor. Korkunç bir emniyet gücü var çalışan. Ve çözümleri de kolay olmayan bir şehir. Yani bir işin sorumlusunu bulamıyorsunuz. Bir ilde bir işin bir sorumlusu oluyor ama İstanbul'da her bölgenin bir sorumlusu oluyor. Orada bir trafik polisi trafiği kestiği zaman yanlış yaptığı zaman bunu bilemiyorsunuz. Bu olay Denizli'de olsa Muğla'da olsa bir "Alo" dediğiniz zaman kim olduğu belli. Muhatabı tek.

Ama bütün zorluğuna rağmen seviyoruz ve yapıyoruz İstanbul etabını. Biraz da son etap olması sporcuları rahat olduğu bir etap. Yani böyle çok sert bir çekişme yok. Dediğim gibi değişmemesi için bir sebep yok, değişebilir. Ama artık bizim şuna geçmemiz gerekiyor. "kim ne veriyor bu organizasyona?" Şehir olarak. Maddi olmak zorunda değil. Hangi şehir sahipleniyor?

İstanbul bu sene çok iyi değildi. Güzel bir parkur, yol bakımı yapılsa, çevresi düzenlense çok daha güzel olacak. Mesela bu sene İstanbul etabında diğer etaplarda olmadığı kadar lastik patlattı sporcular.

Aynen öyle, İstanbul'da yolları yaptımak da çok zor. Bugün Muğla - Denizli ve Fethiye - Marmaris etabında karayolları ekipleri bir gecede şose yola 700 - 800m asfalt döktü. Oralarda bunu yaptırabiliyorsunuz ama İstanbul'da bir deliği dahi kapattıramıyorsunuz. Çünkü bir çukuru kapatması için o trafiği durdurması lazım. Ya da gece gelip çalışması lazım. Şimdi karayollarında ki gibi değil ki yandan yol açılsın. Şehirde o çukurun üzerinde 24 saat araç var. İstanbul'da yaşayan insanlar için de çok zor bu. Sahiplenen şehirlere gitmemiz gerekiyor.

Elmalı küçük bir kasaba, dağın tepesi. Hiç bir şekilde altyapısı yok. Telefon dahi yok. Vadofone her sene bize özel yansıtıcı getiriyor ki basın yayın yapabilsin. Bilmeden de olsa sahipleniyor. Bisikletin hiç bir şeyini bilmeyen insanlar belki ama o kadar güzel bir ürün çıkartıyorlar ki.

İzmir'in kuzeyi gibi çok güzel bir bölge var. Yolları çok güzel, görüntüsü çok güzel, muhteşem dağları var. Keza Uludağ var, Kapadokya var, start için çok güzel bir yer, çok değişik. Mağara oteller de sporcuları konaklatabiliriz. İnanılmaz görüntü verebilir. Konya'dan geçebilir. Bugün bisikletin Türkiye'deki tek temsilcisi, bütün sporcuların çıktığı bir il. Yani bütün bunlar yapılabilir ama zamanla olacaktır. TUR her ne kadar 51. olsa da 8 senelik çok genç bir organizasyon.

Karşımızda ki insanlar bunu 100 senedir yapıyor. Düşünebiliyor musunuz bundan 20 sene sonra bu kalitede bu düzende ne fanatikleri, ne seyircisi çıkacaktır. Şimdi yeni gençler bununla büyüyor. Bütün bunlar zamanla olacak şeyler.

Tekrar söylersek bir kaç kişi başlıyoruz organizasyona. Pınar (Parpınar Avşar) var, yol ekibinden bir arkadaşımız var.
Pınar Arpınar Avşar
Pınar Arpınar Avşar
Büyük boyut için tıkla!

Çekirdek ekip kimlerden oluşuyor?

Bizim IT'cimiz Serkan (Girgin) var, Pınar, Cemil ve ofisteki ekip var. Mehmet var, Ahmet var, Korhan var, ofisten 10 kişi var. Yol ekibinde Mutlu ( Erçevik) var, Ahmet Çifçi var. 15 kişilik bir küçük ekiple ilk startı veriyoruz. Daha sonra ekipler yavaş yavaş büyüyor. Yarış başladığı zaman da 800 - 850 kişilik bir kadroya dönüşüyor. Operasyona başladığımızda çok insana ihtiyacımız var.

Bilgisayarda çok iyi bir programımız var. Ben bunu her yerde anlatıyorum, mucizevi birşey. Kendimiz geliştirdiğimiz bir program. IT'cimiz Serkan'a ben "büyücü" diyorum. Her şeyi yazabiliyor. Yazılımı o yaparken, biz de sektör tecrübelerimizi ona aktarıyoruz. Konaklamalar, akreditasyon, araç tahsisleri, transferler, kişi takibi hepsini bu programla yapıyoruz. Turizmci olduğumuz için hizmet sektöründen gelmemizin bir avantajı var. Bizim program dünyadaki tüm turların kullanabileceği bir program.

Bu tür bir programı biliyor muydunuz? Sektör kullanıyor mu?

Sadece ihtiyaçtan doğdu. Nasıl doğdu? 2008-2009’da otel ve rezervasyonlarla ilgili büyük sıkıntı çektik. Sıkıntı şuydu: Biz konaklamaları hazırlıyoruz, ve otel yapan firmaya devrediyoruz. Firmanın da bunu otellere göndermesi gerekiyor. Ama bu excel'ler ya otellere gitmiyor, ya da anlık değişiklikler oluyor. Turun başında bile 10 tane değişiklik oluyor. Bu değişikliklerin hepsine otellere yansıtmak mümkün değil. Bir sporcu Alanya'da eksildiği ya da eklendiği zaman sizin bunu öndeki tüm otellere bildirmeniz lazım, mümkün olabilecek birşey değil.

Bu kaosları yaşayınca 2010 yılında bu programı yapmaya başladık. Örneğin siz geliyorsunuz, biz bireysel çalıştığımız için otellere giriyoruz, ya da grup olarak giriyoruz. Eğer siz basın grubundaysanız basını otellerine giriyoruz. Otellerinizi girdiğimiz zaman bu çok kısa bir süre alıyor artık. Tüm gelenleri bu şekilde sisteme girdikten sonra oteller aracı firma ya da aracı kişiye bağlı olmadan internet üzerinden verdiğimiz şifrelerde doğrudan sistemden (kişiye özel) bilgiyi alabiliyor.

Örneğin siz otel değiştirdiniz, veya siz turun yarısında ayrıldınız, biz o etaptan sonraki bütün otelleri iptal ediyoruz tek tuşla. İptal ettiğimizde otellerden de düşüyor. Böylece her otele gittiğiniz de isminiz ve odanız oluyor. Etap bitişinden çıktınız o otel değil de diğer otele gideyim dediyseniz o son dakika değişikliğine otel yetişememiş oluyor ama 5 dakika sonra düzeliyor.

Sadece o değil, akreditasyonumuz, transferlerimiz bunlar otomatik olarak katılımcılara sistem vasıtasıyla gönderiliyor. Sistem sayesinde çok hızlı ilerleyebiliyoruz.

Sponsorlar ile çalışılmaya başlanıyor.Sponsorları bilgilendirmek gerekiyor, çünkü karşındaki insan bir ürün almış ama hiç birsey bilmiyor. Sürekli toplantılarla onlara nerede reklam yapabilirler, onlar anlatılıyor.

Sponsorlarla görüşmelerin bitimden sonra tasarımlara başlanıyor. "Guidebook"u, görüyorsunuz. O bir kitap, Pınar her yıl o kitabı tekrar yazıyor. Bu azımsanacak bir iş değil. Orada etap grafiklerindeki bir tane hata anında UCI'dan size uyarı olarak geri geliyor.

Yan etkinlikler var. Basın toplantısını hazırlıyoruz. Bir basın toplantısı hazırlamak da başlı başına bir iş. Bir sürü insan çağırıyorsunuz. Basın turu var, iki yıldır Cumhurbaşkanları katılıyor.

Tüm bunları 2,5 ayda bitirip Alanya'ya geçiyoruz.

En kaotik zaman turdan önceki 3 gündür. Ben bunu çözemiyorum. Hep korkunç bir stres. Ben bunu bir muhabbette Christian Prudhomme (Fransa Turu organizatörü) ile konuştum. "Her sene turdan önceki üç gün mahvoluyoruz!" deyince gülerek "ahh biz hala mahvoluyoruz!" dedi.

Herkesin geldiği ve herkesin ihtiyaçlarını karşılanması gerektiği zaman. Araçlar dağıtılıyor, akreditasyonlar dağıtılıyor, kıyafetler dağıtılıyor, yerlerini buluyorlar, işaretlemelerini malzemelerini alıyorlar. Tırlarla malzemeler geliyor. Alanya da bu malzemeler dağıtılıyor. "Branding" yapanlar kendi malzemelerini alıyor, prim kapıları kuranlar kendi malzemelerini alıyor, fotokopi makinelerini ofis alıyor.

Acayip bir hareket, sonra da bir start verildiği zaman biz rahatlıyoruz.

Takımlar Nasıl Geliyor?

Takımlarla önce irtibata geçiyoruz. İlk yapılan şey bize onay vermeleri . Sonra biz onlara UCI 'ın hazırladığı bir kontrat örneği var, onu gönderiyoruz. Takımlar “ben geliyorum diyor" bunları doldurup imzalıyor. TUR yaklaştığı zaman onlara rezervasyon formu gönderiyoruz. Bizim organizasyonun güzelliklerinden biri de her sporcunun istediği yerden Türkiye'ye uçabilmesi. Takım toplu uçmak zorunda değil. Bize bu formu dolduruyorlar, “şu sporcu şuradan uçacak” gibi.

Biz takımlara üç gün önce gelme şansı veriyoruz. Gelsin hazırlanır, hem de bizim uçaklardaki yoğunluğumuzu azaltır diye. Yurt dışından gelişlerde sorun olmuyor ama Antalya uçakları kitleniyor. Bütün herkes büyük gövdelilerden geliyor ve küçük gövdeli uçaklara biniyor. Kayıp bagaj çok büyük problemdi. THY'de ve Devlet Hava Meydanları'nda bir hanımefendi var. Kendine durumdan vazife çıkarttı, "ben bu işi çözeceğim, bize yakışmıyor" dedi. 2 yıldır sorun yaşamıyoruz. Bagaj olmasa bile bir sonraki uçakla gönderiyorlar. Çok temiz geliyor, hiç problemsiz.

Uçak rezervasyonlarını yapıyoruz. Sporcuları son dakikaya kadar tutuyoruz, çünkü son dakikaya kadar değişiklik olabilir. Amstel Gold Race'in bitimine kadar herşey olabiliyor. İşte Bask Turunda Adam Yates (Orica- Green EDGE) parmağını kırdı yarışta, gelemedi.

Biz biletlerini gönderiyoruz, geliyorlar bagajlarıyla. THY'nin ekstra bagaj hakkından yararlanıyoruz.

Tur bittikten sonra sizin için de iş bitiyor mu?

Yok, hala devam ediyor. Yarın sabah transferler var. Muhasebesi , raporlamaları bir 15 gün sürüyor. Maalesef diyorum - altını da çiziyorum - bitiyor. Aslında bitmemesi gerekiyor. Bizim hemen bir 15 gün sonra bir sonraki sene bu işin çok sağlıklı olabilmesi için çalışmamız gerekiyor. Ama Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu'ndaki yapı bunu engelliyor.Yarış Bisiklet Federasyonu'nun malı.

Buradan yola çıkarak adı değişik başka bir TUR da doğabilir diyebilir miyiz?

Şimdi ne yaparsanız yapın federasyondan izin almanız gerekiyor.

Kapadokya da yapılacak Gran Fondo içinde mi federasyondan onay gerekiyor?

Herşey için. Türkiye'de yaptığınız her yarış için resmi onay gerekiyor. Bunu alırsınız da. Ama şimdi bu kadar büyük bir organizasyonu, sponsorlarla yolları kapatarak götürmek çok kolay bir iş değil. Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu federasyonun malı olduğu için siz karar mekanizmasına sadece ihaleden sonra dahil olabiliyorsunuz. Ama bu ihale süreçleri bir çok bilinmeyene de bağlı. Bekliyorsunuz bekliyorsunuz bekliyorsunuz, alıp almayacağız belli değil. “Ihaleyi kesin ben alırım” diye çıkıp da hazırlık yapamıyorsunuz, çünkü bu herkese açık bir ihale. Firmanın birisi gelir, gerekli kriterleri oluşturur, sizden daha uygun bir bütçe verir, alır.

Şu ana kadar olmadı. Biz 8 yıldır yapıyoruz ama 8 yıldır başka firma talip olmadı, ama olmayacak da diyemeyiz. Uzun vadeli plan yapamıyorsunuz. Biz parkurlarımızı son hafta açıklıyoruz. Fransa Turu da bir sene önce Eylül'de açıklıyor. Bir çok tur 6-7 ay önceden açıklıyor. Bizim kontratımız yarın bitiyor. Yarından sonra bir sonraki seneyle ilgili birşey konuşamıyoruz.

Hazırlık yapsak da gayri resmi, kendi cebimizden planlayarak yapıyoruz ama bunun da çok sağlıklı olduğuna inanmıyorum. Bizim bir şekilde bu işi çözmemiz gerekiyor. Uzun vadeli olarak federasyonun artık devredebilmesi, yine destek olması gerekiyor. Yine devlet desteğinin olması gerekiyor. Bu bütçe sponsorlarla bulunamaz ama bu sene siz de gördünüz, gibi çok ciddi firmaların ilgisini de çekmeye başladı.

 Aydın Ayhan Güney
Aydın Ayhan Güney
Büyük boyut için tıkla!

Nasıl başardınız bunu? Siz mi teklif ettiniz?

Aslında Vestel bize geldi sponsor olmak için. Aslına bakarsanız Salcano ve Vestel sponsor olmak için çok zorladı bizi. Oturuldu, görüşüldü, konuşuldu ama istek onlardan geldi.

Bütçenin ne kadarını sponsor karşılıyor?

Bu turun bütçesi 13-15 milyon TL arası. Döviz kuruna göre değişebiliyor. 4 milyon sponsorlar tarafından karşılanıyor. Salcano, Vestel ve TRT yayın hakları için. Küçük sponsorlar da oluyor.

Eurosport'a ödeme yapılıyor değil mi?

Evet, bu para komik para. Çünkü bu ödenen para karşılığında 52 dakika reklam hakkı veriyor. Eurosport yayını normal yayın değil reklam üzerinden yapılan bir yayın.

Siz de bu reklamları başkalarına verebiliyor musunuz?

Evet, sponsorları sayabilirsiniz! Hakları Turizm Bakanlığı'na veriliyor. Çünkü TUR'a verilen paranın çok büyük bir kısmını bakanlık ödüyor. Bunun karşılığında reklam haklarının da %90'nını bakanlık alıyor. Burada Türkiye'nin tanıtımını yapıyor.

Bu artamaz mı? Çok kısa bir süre zarfında TUR’un yarı bütçesinin sponsorlardan tedarik edileceğine inanıyorum ama sponsor olacak ciddi firmalar 3 sene sonrasını planlamak istiyor. Biz "bu sene buradayız, seneye bilmiyoruz" dediğimizde "olur mu öyle şey?" diyorlar. Sponsorluk yatırımları çok uzun vadeli olmak zorunda.

Federasyon da veremiyor, o da seçimle gelip gidiyor veya yöneticiler çok değişiyor. Biz 8 yıl boyunca 4. bakanla, 4 ya da 5. genel müdürle çalıştık. Yeni gelen bir yöneticiyi bilmiyorsunuz, yeni cumhurbaşkanının nasıl bakacağını bilmiyorsunuz. "Bu çok gereksiz birşey" dediği an bu iş biter. Bu nedenle uzun vadeli bir devlet politikası yaratmak gerekiyor.

TUR büyük ve uluslararası. Bu büyüklükte bir organizasyonu Türk sporcularına yapmayı düşünür müsünüz?

Sadece Türk sporcuya yapmamız 2.1'de mümkün değil. Eğri oturup doğru konuşalım, Konya Torku çıktığı zaman 8 sporcudan oluşan bir takım getiremiyoruz. Elit sporcumuz yok. Türkiye'de 15 tane sporcu varsa çoğu Konya Torku'nun ya da Brisaspor'un. Böyle bir yarışı bitirecek bir sporcumuz yok.

TUR’dan biraz esinlenerek 14 yaşındaki gençlere yatırım yapılsa 10 sene sonra bu çocuklar elit oluyor. 10 yıllık bir çalışma gerektiriyor. “Bu çocuk iyi, kapasitesi var hemen elit olsun” diye birsey yok. Gelen takımlara bak, büyük bütçelerle çocukların hayatları bisiklet içerisinde ama iki tane yıldız çıkıyor.

Kapadokya’da yıldızlardan oluşan bir takım kurduk 4 sene önce. Genç üretiyoruz. Şu istatistiğe ulaştık: Denediğiniz çocuklardan % 10'u kalıyor bu sporda. 150 çocuğu lisanslıyorsunuz, 15 tanesi devam ediyor. 15 taneden de 1 tanesi birşey vaat ediyor. Ama ne vaadettiğini görmek içinde işin içine de teknoloji girmesi, bu çocuğun değerlerine bakılması gerekiyor. Avrupa'da binlerce çocuk bisiklete biniyor. Aralarından iyilerini seçip alıp teste tabi tutuyorlar. Bu çocuk olur, bu olmaz diyorlar. Bisiklete binsin, yine yarışsın ama yine olmaz diyorlar.

TOHM Projeleri var?

TOHM'la mümkün değil. Sporun içinde devlet olduğu sürece hiç birşey olmaz. Profesyonel sporcu diyorsunuz, profesyonel demek işin içinde para var demektir. Bunu da destekleyecek olan özel firmalardır. Özel firmalar bunları kurar ve uzun vadeli desteklerse, o çocukların karnını doyurursa, askerden sonra bırakmamalarını sağlarlarsa, bu işi meslek haline getirirlerse o zaman başarı olur.

TOHM projeleri ne olacak bilmiyoruz. Yarışlarda TOHM sporcuları sonuncu geliyor, ama öbür taraftan bakıyorsunuz Cappadocia Cycling Team ya da Torku veya Brisaspor'un sporcuları kürsüde. Şimdi bunlar özel kurumlar. Ciddiye alıyor, çalıştırıyor. Sponsor olanların sponsor kaygısı var. Diğer taraftan bu mümkün değil. Mutlaka özel olarak Vakıf Bank'ın voleybola yaptığı gibi bisiklete de bir el atan bir firmanın çıkması gerekiyor.

Belki Vestel olabilir?

Olabilir. Vestel çok yeni. Çok güzel ciddi projeleri var. Bisiklete yatırım yapmak istiyorlar hatta bisiklet için logo bile yaptırmışlar. Ama ne yapacaklarını onlar da bilmiyorlar.

Aslına bakarsanız bisiklet böyle bir firma için büyük bütçeler değil, Neden girmiyorlar?

Belki hoşuna gidip girecekler, bilmiyorlar. Biz bisiklet ülkesi değiliz, siz bisiklet ülkesi olmadığınız zaman, polisiniz de iş adamlarınız da bilmiyor, amiriniz de bilmiyor. Bizim bir lafımız var "Müslüman mahallesinde salyangoz satmak" gibi, bilmiyorlar. Bakıyorsunuz büyük şirketler Avrupa'da bisikletçi. Bisikletçi olduğu için biliyor, destek veriyor. Bizim önce bunu öğrenmemiz gerekiyor. Bisiklet sporuyla sponsorlukta çok büyük reklam dönüşü olabileceğini görmesi gerekiyor.

Bakın Fransa Turu'nda etap kazanan André Greipel, bir Kittel, bir Cavendish gibi bir sporcunun göğsünde THY yazması demek, dünyada Olimpiyatlardan sonra en çok seyredilen spor organizasyonunda bütün dünyaya THY göstermek demek. Bunun reklam olarak maddi karşılığı öyle küçük değil. En büyük hayalim - 25 yıldır bu spor içerisindeyim - bir gün Fransa Turu'na gidecek ilk Türk sporcuya aracı olabilmek. Bunlar önemli şeyler. Biz bir tane yıldız çıkarsak Türkiye'de bisiklet hayatı tamamen değişir. İdol olur, bütün çocuklar onu takip eder. Ama kısa vadede böyle birşey mümkün değil.



 

 
Yayın Sponsoru
  Panorama

Aydın A. Güney & Pınar A. Avşar'la TUR Üzerine
Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu sırasında yükün çoğunluğunu vitrinde fazla olmayan bir ekip çekiyor. Bu ekibin başında A’dan Z’y ... Devamı » » » 

Emin Müftüoğlu ile Günümüzü Değerlendirdik
Emin Müftüoğlu ile TUR sonunda bir araya geldik. Başarılı geçen bir organizasyondan sonra yorgun, çoklukla olduğu gibi vakti kı ...
Devamı » » » 

Bisiklet Yolları Algısında Yanlışlar

Samuel Beckett’in “Godot’yu Beklerken” piyesini seyredenler bilir: Estergon ve Vladimir, iki perde boyunca, Godot diye birini b ...
Devamı » » » 


Eki.14 İBB Emirgan Planları, Bisiklet v...
Haz.14 The Accidential Death of a Cycli...
Şub.14 The Armstrong Lie
Ara.13 Londra ve İstanbul'da Bisikletin...
Eyl.13 Süslü Kadınlar da Bisiklete Bine...
Eyl.13 Emin Müftüoğlu'yla Kısa Kısa
Auğ.13 Katlanır Bisiklete Giriş
Haz.13 Bisikletle işe gitmenin püf nokt...
Nis.13 Yaz Yaklaşırken 3 Büyük Şehirde ...
Mar.13 Dünyanın En Pahalı Bisikletleri
Eki.12 Velodromda Bir Gün
Tem.12 Dünden Bugüne Bisiklet...
Tem.12 Fransa Turu Tarihinden Hikayeler
May.12 Ruanda Bisiklet Takımı
May.12 İngiltere'de Bisiklet Ulaşımı Po...
Oca.12 Londra'dan Bisiklet Esintileri
Ara.11 Kış Yarışları Öncesi Temel İpuçl...
Eki.11 10 Tanınmış Sima’ya Sorduk
Eyl.11 Pedalla Enerji Üretttik
Eyl.11 Canyon'un Derinliklerine Yolculu...
Nis.11 Araba mı Daha Hesaplı Bisiklet m...
Şub.11 Pedal Alternatif Enerji Çözümü O...
Panorama Arşivi

 

  Bu yayın 6246 kez okundu.
  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Bu yazı yazarın sorumluluğundadır.
  Hukuki bir durumda MTBTR.com sorumlu tutulamaz.


 

 
  Yarış Dünyasından  |  Atölye  |  Panorama  |  Teknoloji - Donanım  |  Patika  |  Sağlık ve Antrenman  | 
  Biz Kimiz  |  İletişim ve Yardım  |  İnsan Kaynakları

Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları |  mtbtr.com™ 2001 - 2015